16 Haziran 2013 Pazar

Tazyikli suyun içine biber gazı

Bu haber ilk duyulduğunda temkinli davranmak istedim... İkinci adımda, ne bileyim, mesela suyun içinde yosun olmasın diye konan bir kimyasal olabilirdi örneğin, ve Nagihan Alçı, bu açığı iyi değerlendirirdi.

Sonra bir açıklama geldi. Vali Hüseyin Avni Mutlu'ya göre bu "ilaçlı bir su"ydu... O ilacın ne olduğunu, suya neden katıldığını da bilsek iyi olurdu... Tabii söylemedi... Onun yerinde "bu suya alıştı millet, sıksana diye tezahurat bile yapıyorlar" gibisinden bir açıklamada bulundu..

Oysa görünen o ki, bu suyu yiyenler, ciddi alerjik reaksiyonlara uğruyorlar...

http://www.hurriyet.com.tr/saglik/23518148.asp

14 Haziran 2013 Cuma

Saygı Duruşu: Nelson Mandela (1918-....)

MANDELA OLMEDİ. HASTANEDE YOĞUN BAKIMDA!!!! DEMEK Kİ DEUTSSCHE WELLE BİLE HATA YAPABİLİYOR.

Kaynak: http://sozcu.com.tr/2013/gundem/mandela-hayatini-kaybetti.html

Alman Deutsche Welle, Güney Afrika’nın eski lideri Nelson Mandela’nın 94 yaşında hayatını kaybettiğini duyurdu.
Nelson Mandela, 7 Haziran’da akciğer enfeksiyonu nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı.
Eski Devlet Başkanı Mandela, 27 Mart’ta akciğer enfeksiyonu nedeniyle hastaneye yatırılmış ve 6 Nisan’da taburcu edilerek tedavisine evinde devam edileceği belirtilmişti.
NELSON MANDELA KİMDİR?
20. yüzyılın en tanınmış siyasal tutuklularından Nelson Rolihlahla Mandela 18 Temmuz 1918’de Güney Afrika’nın Transkei bölgesi, Thembu kabilesinde doğdu.
1937′de, Healdtown’a yerleşerek Fort Beaufort College’ta eğitimine devam etti. Burada siyasi olaylara karıştığı ileri sürülerek okuldan uzaklaştırıldı.
1942′de Witwaterstrand Üniversitesi’nin hukuk bölümünü bitirerek avukatlık yapmaya başladı.
Ülkenin ilk siyah avukatı oldu. 1944’te ırk ayrımına karşı yerli halkın kurduğu Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) katıldı.
1948 yılında kongrenin Gençlik Birliği’ne sekreter ve 1950’de başkan seçildi. Mandela, rejimin ırkçı baskı politikasına karşı kitlesel mücadeleyi örgütleyenler arasında ilk sıralarda yer alıyordu.
ANC içinde yaptığı çalışmaların yanı sıra , Olivier Tambo ile avukatlık bürosu açtılar. Güney Afrika’da siyahların açtığı bu avukatlık bürosu, kısa zamanda apartheid (ırkçılık) kanunlarının haksız yere birer suçlu haline getirdiği siyahların merkezi haline geldi.

IRKÇILIK KARŞITLIĞINA 27 YIL MAHKUMİYETİ

Mandela, 1961’de (Ulusun Mızrağı) adlı yeni bir örgüt kurdu.
Örgütün amacı, ırkçı rejime karşı örgütlenecek sabotaj eylemlerini temel alan silahlı mücadele yürütmekti.
Mandela’nın örgütün gelişmesi için çalışmak, Güney Afrika dışına yolculuklar yaparak uluslararası ilişkiler kurmak ve destek aramakla geçirdiği illegal çalışma dönemi 5 Ağustos 1962’de tutuklanmasıyla sona erdi.
Yasadışı grev çağrısı yapmak ve geçerli bir pasaporta sahip olmadan Güney Afrika dışına çıkmak suçlarından 5 yıl hapse mahkum edildi.
Mandela Robben Island adasında cezasını çekerken 1963’te polis ANC’nin yer altı merkezini tutukladı ve Umkhonto örgütüne ilişkin bir dizi belge, eylem planı vb. ele geçirdi.
Mandela ve arkadaşları, açılan davanın sonunda “Güney Afrika hükümetini devirmek için gizli planlar yapmak” suçundan ömür boyu hapse mahkum edildiler.
O günden sonra Mandela, ırk ayrımına karşı mücadele eden Afrikalı siyahların sembolü oldu.

İLK SİYAHİ DEVLET BAŞKANI

“Dünyanın en ünlü mahkumu” olarak anılan ve ırkçılığa karşı mücadelenin bütün dünyada yoğunlaşması üzerine adı duyulan Nelson Mandela, 11 Şubat 1990′da Cape Town’daki cezaevinden çıkarak, 27 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.
Nelson Mandela’nın başında bulunduğu Afrika Ulusal Kongresi’nin ırk ayrımına karşı uzun yıllar süren mücadelesi, 18 Mart 1992′de sonucunu verdi; siyahlara eşit vatandaşlık hakkı tanıyan ve Devlet Başkanı De Klerk tarafından planlanan anayasa değişikliği halk oylamasıyla kabul edildi.
“Mücadele benim hayatımdır. Hayatımın sonuna kadar siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim” diyen Nelson Mandela 10 Mayıs 1994′de Güney Afrika’nın ilk siyah Devlet Başkanı oldu.
1962’de Lenin Barış Ödülü, 1979′da Nehrü Ödülü, 1981′de Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü, 1983′de UNESCO’nun Simon Bolivar Ödülü verildi.
15 Ekim 1993′te ise Frederik W. De Klerk ile beraber Nobel Barış Ödülü’nü aldı.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından kendisine verilmesi kararlaştırılan 1992 yılı Atatürk Barış Ödülü’nü “Türk hükümetine yönelik insan hakları ihlali suçlamaları” nedeniyle kabul etmedi.
Mandela’nın 40 yıl önceki sözleri onun eşitlik ve özgürlük düşüncesini özetliyor:
“Tüm insanların uyum içinde birlikte yaşadıkları ve eşit haklara sahip oldukları demokratik ve özgür bir toplum hayali hiç aklımdan çıkmıyor. Uğrunda yaşadığım ideal bu ama gerekirse bunun için ölmeye de hazırım.”

İtalya

Ne güzel İtalya'da bir siyah bakan varmış...



Aşağıdaki haber Radikal'den:
http://www.radikal.com.tr/dunya/siyah_bakan_icin_tecavuz_edin_cagrisi-1137645

İtalya'da ırkçı Kuzey Ligi’nin üyesi Dolores Valandro, ilk siyah bakan Cecile Kyenge’ye ‘ tecavüz edilmesi’ çağrısı yaptı. Padova Belediye Meclisi üyesi de olan Valandro, bir Somalilinin Cenevre’de 2 Rumen kıza tecavüz ettiği iddiası üzerine Facebook’ta Kyenge’nin fotoğrafını paylaşıp şunu yazdı: “Ona tecavüz edecek biri yok mu? Sırf bu korkunç suçun kurbanlarının hislerini anlaması için. Utanması için!” Kyenge “Herkes hakarete uğramış hissetmeli” demekle yetindi. Valandro ise “Kızgınlıkla söyledim” diyerek özür dilese de partiden ihraç edildi.

 

İran'da Seçim Var

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/dunya/bir_reformcu_mollaya_karsi_5_muhafazakar-1137489

İran’da halk iki dönemdir cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan Mahmud Ahmedinejad’ın halefini belirlemek üzere bugün sandığa gidiyor. Dini lider Ali Hamaney’in dünürü Haddad Adil’in yarışa katılmama kararıyla 5 adaya düşen muhafazakâr cephe bölünürken reformcular Muhammed Rıza Arif’in çekilmesinin ardından Hasan Ruhani’nin arkasında saf tuttu. 2009’da seçim sonrası olduğu gibi bir isyan dalgasının yaşanmaması için olağanüstü tedbirler alınırken rejim katılımın düşük çıkması kaygısı taşıyor.

Anketler en fazla oy oranına sahip adayın Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bakır Galibaf olduğunu gösteriyor. Galibaf’ı, eski Cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ve Haşimi Rafsancani’nin de destek verdiği Ruhani ile muhafazakâr aday Nükleer Başmüzakereci Said Celili takip ediyor. Fakat seçmenlerin yüzde 53-57’si hâlâ kararsız. İlk turda altı adaydan hiçbiri yeterli yüzde 50 oyu alamazsa ikinci tur 21 Haziran’da gerçekleşecek. Muhafazakâr cephede anketlerde az oy alanların en fazla oy alan lehine çekilmesi yönünde bir baskı oluşurken öne çıkan eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti, Muhammed Bakır Galibaf ve Nükleer Başmüzakereci Said Celili vazgeçeceklerine dair işaret vermedi. Tahran cuma imamı Seyyid Ahmed Hatemi ve Keyhan gazetesi yayın yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari gibi muhafazakârlar Galibaf ve Celili’ye göre daha az desteğe sahip olan Velayeti’yi güçlü olan lehine çekilme vaadine sadık kalmamakla suçladı.

Yabancı basına kırmızı kart

Haşimi başta olmak üzere Ruhani’yi destekleyenler ise sandık küskünü reformculara oy kullanma çağrısı yaptı. Benzer çağrı katılımın az olması halinde rejimin meşruiyetinin sorgulanacağı endişesi taşıyan Hamaney’den geldi. Bu arada Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü birçok yabancı gazetecinin vize başvurularının reddedildiğini ya da görmezden gelindiğini açıkladı. Press TV ise 1000’in üzerinde gazetecinin seçimleri takip edeceğini kaydetti.
Ahmedinejad’ın halefi kim olacak?
Said Celili (Nükleer Başmüzakereci):
Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’e çok yakın olan Celili, aynı zamanda ülkenin tartışmalı nükleer programı konusunda Batı’ya kafa tutan isimlerden biri. Dünya kamuoyunun yakından tanıdığı 48 yaşındaki Celili, 1980-88 arasındaki Irak-İran savaşına gönüllü olarak katılmış ve sağ ayağını kaybetmişti. ‘Kuran’da Siyasi Düşünce’ üzerine doktora tezi yazan Celili, ‘mütevazı bir entelektüel’ olarak tanınıyor.

Muhammed Bakır Galibaf (Tahran Belediye Başkanı)
Hamaney’e yakın bir başka isim olan 51 yaşındaki Galibaf, Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı’ydı. 2005’te Ahmedinejad’a karşı yarıştığı seçimlerde dördüncü olmuştu. Ahmedinejad’ı özellikle ekonomi konusunda sık sık topa tutan Galibaf, profesyonel bir pilot ve Tahran Üniversitesi’nde ders veriyor.

Ali Ekber Velayeti (Eski Dışişleri Bakanı)
Seçimin en deneyimli adayı olarak görülen Ali Ekber Velayeti, yıllardır Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı. 1979 İslam Devrimi sonrasında ülkede en uzun süre bakanlık yapan isim olan 68 yaşındaki Velayeti, tıp doktoru. 1980-81 arasında sağlık bakanlığı yaptıktan sonra tam 16 yıl dışişleri bakanlığı koltuğunu bırakmadı.

Hasan Ruhani (Eski Nükleer Başmüzakereci) Hamaney’in Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ndeki temsilcisi olan Ruhani, ılımlı bir din adamı olarak tanınıyor. Ahmedinejad’ı birçok defa dikkatsizce açıklamalar yaparak ülkeyi tehlikeye atmakla suçlayan Ruhani, Britanya’da hukuk doktorası yaptı. Çok iyi derecede İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça biliyor.

Muhsin Rızai (Eski Devrim Muhafızları Komutanı)
15 yıl boyunca Devrim Muhafızları Komutanlığı görevini yürüten Rızai, 1994’te Buenos Aires’te bir Yahudi merkezine düzenlenen saldırıda rol aldığı suçlaması nedeniyle Interpol’un arananlar listesinde. 2009’da da aday olan Rızai, oyların yüzde 1.7’sini alabilmişti. 59 yaşındaki muhafazakâr adayın ekonomi doktorası var.

Muhammed Harazi (Eski Petrol Bakanı)
Seçimin en düşük profilli adayı Harazi, 1997’den beri siyaset sahnesinden uzakta. Adaylığının onaylanması medyada sürpriz yarattı. Ülkeyi sarsan ekonomik krizle mücadele edeceğini belirterek oy isteyen Garzi, Şah döneminde muhalif Halkın Mücahitleri Örgütü üyesi olduğu için hapis yattı ve bir süre sürgünde yaşadı.

13 Haziran 2013 Perşembe

ABD, Suriye'ye silah gönderiyor!

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/dunya/obama_suriyeye_silah_gonderiyor-1137539

WASHİNGTON - ABD Başkanı Barack Obama'nın ilk kez Suriye muhaliflere silah gönderilmesine onay verdiği bildirildi. İsmi açıklanmayan ABD'li yetkililer, Obama'nın muhaliflere silah sağlama kararı verdiğini teyit etti.
Yetkililerin bu açıklaması, Beyaz Saray'ın Esad rejiminin muhalefet güçlerine karşı kimyasal silah kullandığı yönünde ellerinde kanıt olduğu şeklindeki açıklamasından sonra geldi.
Beyaz Saray'ın açıklamasında, Washington'ın muhalefete "doğrudan askeri yardım" sağlayacağı belirtilmiş ancak bu yardımın silah yardımlarını da içerip içermediği konusunda spesifik detay verilmemişti. Obama daha önce defalarca, "Suriye'de kimyasal silahların kullanılmasının kırmızı çizgiyi aşmak anlamına geleceğini" söylemişti.

Muhaliflere sağlanacak silahların spesifik türlerine dair kararların henüz son halini almadığını, CIA'in, muhaliflere, Beyaz Saray'ın tedarik etmeyi kabul ettiği silahları nasıl kullanacaklarını öğretmekle görevlendirilmesinin beklendiği değerlendirmeleri yapılıyor. Amerikalı yetkililer, muhaliflere, küçük silahlar, cephane, saldırı tüfekleri, omuzdan atılan el bombaları ve diğer füzeler gibi çeşitli tanksavar silahlarını içeren bir dizi silahlar tedarik edebileceğini belirttiler. Bu silahların birçoğunun muhalif güçlerin kolayca kullanabileceği silahlar olacağı ve kullanmak için ilave eğitim gerektirmeyeceği belirtildi. Obama'nın Suriye'de Amerikan askerlerinin konuşlandırılmasına olan itirazının, daha geniş çaplı eğitimin verilmesini zorlaştırdığı, diğer küçük çaplı eğitimlerin Suriye'nin sınırları dışında da verilebileceği ifade edildi.

Amerikalı bir yetkili, CIA ve özel operasyonlar eğitimcilerinin, Suriyeli muhaliflere, Körfez ülkeleri tarafından sağlanan uçak savar silahları ile şifreli iletişim cihazlarının kullanımı konusunda zaten eğitim vermekte olduğunu belirtirken, bu eğitimcilerin şimdi genişletilmiş eğitim programlarını da idare etmesinin beklendiği kaydedildi. (AP)

Konda Gezi Parkı Anketi

http://t24.com.tr/haber/konda-gezi-parki-anketi-cikardi/231889

KONDA Araştırma ve Danışmanlık Şirketi, Gezi Parkı direnişi üzerine yaptığı anketin sonuçlarını açıkladı. Ankete katılımcılarının yarısı "polis şiddeti"ne tepki için Park'a geldiklerini söyledi. Katılımcıların % 79'u hiçbir parti, kulüp ya da dernek üyesi olmadığını, % 69'u da, Gezi Parkı olayını sosyal medyadan duyduğunu cevapladı.
T24 yazarı Bekir Ağırdır'ın Genel Müdürü olduğu KONDA, Gezi Parkı direnişine katılan 4411 kişi ile 6-7 Haziran'da görüştü.

KONDA'nın yaptığı araştırmanın sonuçları


İlk haberi hangi kaynaktan aldılar?
Olaylarla ilgili ilk haberi, parkta bulunanların yüzde 15’i bir arkadaş veya tanıdığından ve yüzde 70’i sosyal medyadan duymuş. İlk olarak televizyondan duyanlar yüzde 7 oranında.
İlk haberi sosyal medyadan duyanların yaş ortalaması 26, televizyondan duyanların 40.

  • Ne noktada gelmeye karar verdiler?
Parktakilerin yarısı polisin şiddetini gördüğü noktada parka gelmeye karar vermiş.

Olayların hangi noktasında parka gelmeye karar verdiniz?Gezi
Taksim projesini duyduğumda 10,2
Ağaçları sökmeye giriştiklerinde 19,0
Polisin şiddetini görünce 49,1
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını duyunca 14,2
Taksim’deki ortamı görünce 4,3
Diğer 3,2
Toplam 100,0

Üyeliği olmayan, örgütsüz olanların dörtte üçü polis şiddeti ve Başbakan'ın konuşmalarının ardından parka gelmiş.
Sade vatandaş olan gelen her on kişinin yedisi polis şiddetini, Erdoğan’ın açıklamalarını duyduktan sonra gelmiş.
Olaylar geçtikçe sade vatandaş olarak gelenler yüzde 85’ten yüzde 97’ye kadar çıkmış. Parktakilerin yüzde 47’sini sade vatandaş olup polis şiddetini gördüğü noktada gitmeye karar verenlerden oluşuyor.

Ne zamandır, ne sıklıkta buradalar?
Daha uzun süredir olanlar sivil toplumla daha tanışık: Başından beri sürekli orada olanların yüzde 26’sı, ilk defa gelenlerin yüzde 13’ü parti veya STK üyesi. Ağaçlar için orada olanlar daha ağırlıklı olarak örgütlerden.


Ne zamandan beridir parktasınız?Yüzde
Ağaçları sökmeye giriştiklerinden beri, sürekli olarak. % 26
Her gün uğruyorum. % 21
Bir iki defa uğramıştım. % 18
İlk defa geldim. % 13

Parktakiler arasında kadınlar, siyasi katılımı olmayanlar, sade vatandaşlar 10 gün içinde artmış.
İlk defa gelenlerin yüzde 90’ı polis şiddetinden itibaren gelmeye karar vermiş.
Haberler parktakilerin arkadaşlarından, sosyal medyaya, orada da internet sitelerinde ve televizyona yayıldıkça, daha sonra gelenler artmış.
Başından parkta olanlarda daha önce eyleme katılma oranı yüzde 65 ve her yeni gelen grubun eyleme katılmışlığı daha az. İlk defa gelenlerin ancak yüzde 40’ı daha önce eyleme katılmış.
Yaş düştükçe, parka gelme sıklığı artıyor.


Bu son bir haftadan önce herhangi bir protestoya, yürüyüşe, oturma eylemine katılmış mıydınız?Yüzde
Evet 55,6
Hayır 44,4
Toplam 100,0


Sosyal medyada mesaj paylaştılar mı?
Parkta bulunanların yüzde 85’i, sosyal medyada mesaj, fotoğraf, bilgi paylaşmış.
Parktakiler ne kadar erken gelmişlerde, sosyal medyada mesaj paylaşma oranları o kadar yüksek.

Neden buradalar?
Parkta bulunma sebebi, yüzde 58 oranında “özgürlüklerin kısıtlanmasına karşıtlık.” Bunu yüzde 37 ile Ak Parti’ye ve politikalarına karşıtlık ve yüzde 30 ile Erdoğan’ın açıklamalarına, tavrına tepki takip ediyor.
Orada bulunma sebepleri arasında ağaçların sökülmesini gösterenler yüzde 20, yani her beş kişinin biri.


Neden buradasınız?Yüzde
Özgürlüklerin kısıtlanmasına karşıtlık 58,1
Ak Parti’ye ve politikalarına karşıtlık 37,2
Erdoğan’ın açıklamalarına, tavrına tepki 30,3
Ağaçların sökülmesi 20,4
Devlet düzenine karşıtlık 19,5
Direnişi görmeye, havayı koklamaya geldim. 8,0
Diğer 4,6
Total 100,0


İnsan haklarına bakış
En çok hakkı ihlal edildiği söylenenler “Azınlıklar ve ötekiler”
Yüzde 62, kendisini hakları ihlal edilen grubun içinde görüyor.

Ne talep ediyorlar?


Neden buradasınız ve ne talep ediyorsunuz?Yüzde
Özgürlükler için 34,1
Hak ihlallerin karşı, hak talebi için 18,4
Diktatörlüğe, baskıya karşı9,7
Yönetim istifa 9,5
Demokrasi ve barış için 8,0
Polis şiddetine karşı6,2
Destek vermek, dayanışma için 6,1
Ağaç kesilmesin, kışla yapılmasın diye 4,6
Devrim/sisteme karşı3,2
Sesimizin duyulması için 2,5
Total 100,0


Siyasi Katılım


Oy vermişler miydi? Kime oy vermişlerdi?
Parktaki her üç kişiden biri partisiz: 2011 seçimlerinde oy kullanmamış, boş oy vermiş veya yaşı tutmadığı için oy vermemiş.
“Bugün seçim olsa, oyunuzu kime verirdiniz?” sorusuna yüzde 28 oranında kararsız ve yüzde 18 oranında oy kullanmam diyen olması dikkat çekici. Yüzde 31 oranında CHP cevabı verilmiş.
Parkta bir oluşumu, grubu temsilen bulunanların yarısı partisiz.

Siyasi parti ve STK’lara üyelik
Ankete katılanların yüzde 79’u herhangi bir siyasi partiye, oluşuma veya dernek, vakıf, platform gibi sivil toplum kuruluşuna üye değil.
Parti veya STK’ya üye olanların yüzde 38’i, olmayanların yüzde 52’si oy konusunda kararsız veya oy vermek niyetinde değil.

Eyleme katılım
Eyleme gelen her altı kişiden biri hem parti / STK üyesi hem de daha önce eyleme katılmış ama her beş kişiden ikisinin ne üyeliği var ne de daha önce eyleme katılmış.
Parktakiler arasında daha önce eyleme katılmış olanların yüzde 47’si, katılmamış olanların ise yüzde 53’ü seçim için herhangi bir partinin adını söylemiyor.
Parkta olan ve daha önce bir örgüte üyeliği olmayanların yarıya yakını kendisini insan hakları ihlalinin bir parçası olarak görmüyormuş.

Buraya neden geldiler? Sade vatandaş / oluşum
Yüzde 94 “sade vatandaş” olarak buradayım demiş. Kalanlar ise bir grubu, oluşumu vs. temsilen orada.
Öğrencilerin yüzde 92'si sade vatandaş olarak parkta. Bir oluşumu temsilen gelenlerin yarısı öğrenci.
Bir oluşumu temsilen gelenlerin yarısı, oy vermeyen veya kararsız olanlar.
Parktaki her dört kişinin üçü sade vatandaş olarak gelmiş ve herhangi bir parti /STK üyeliği yok.


Burada, Gezi Parkı’nda sade vatandaş olarak mı, yoksa herhangi bir grubu, oluşumu vs. temsilen mi bulunuyorsunuz?Yüzde
Sade vatandaş93,6
Bir grubu, oluşumu temsilen 6,4
Total 100,0


Demografi


Cinsiyet
Kadın – erkek eşit oranda

Yaş
Yaş ortalaması 28
Ankete katılanların yarısı 21-30 yaş arası. Yüzde 31’i 21-25 yaş arası, yüzde 20’si 26-30

Eğitimleri
Eğitim seviyesi Türkiye ortalamasının üzerinde. Yüzde 35 lise mezunu, yüzde 43 üniversite mezunu
Baba eğitim durumu da Türkiye’den farklı. Yüzde 33’ün babası üniversite mezunu, yüzde 28 lise mezunu

Ne iş yapıyorlar?
Parktakilerin üçte biri öğrenci, yarısı çalışıyor, altıda biri özel sektör çalışanı.

Nerede doğdular?
Yüzde 53 İstanbul doğumlu

Gezi Parkı’na nerelerden geldiler?
İstanbul’un Arnavutköy dışında bütün ilçelerinden katılım olmuş. İlk sırada Kadıköy, ikinci Şişli, üçüncü olarak da Beşiktaş var.

Petrol Yasası II

Kanun bir takım değişikliklerle çıktı.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23494067.asp

Yeni “Türk Petrol Kanunu” ile Türkiye’deki petrol ve doğalgaz sektörünün 59 yıllık kanunu değişmiş oldu.

Milli parkların aramaya açılması gibi bazı maddelerin TBMM Genel Kurul’unda değiştirilmesi, karşıt görüşleri bir miktar yumuşatırken, TPAO lehine yapılan değişiklikler dikkat çekti.
Yürürlüğe giren yeni ‘Türk Petrol Kanunu’, petrol ve doğalgaz sektörünün kurallarını yeniden yazdı. Hazırlanma aşamasında petrol sektöründe çalışan mühendis ve işçi örgütleri, yeni Petrol Kanunu Tasarısı’na ‘milli menfaatler’ ifadesinin kaldırılması, vergi düzenlemeleri ve çevre ile ilgili önerilerinin yeterince dikkate alınmadığı gerekçeleriyle karşı çıkmıştı. Ancak TBMM Genel Kurulu’nda yapılan son dakika değişiklikleri ile özellikle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) tanınan ayrıcalıkların korunması, özel sektör için bir miktar hayal kırıklığı yaratırken, karşı çıkanları da bir ölçüde rahatlattı. Yeni ve eski kanun kıyaslamasında tartışılan maddeler ve son dakika değişikliklerini derledik.

5 MADDEDE YENİ KANUN

1) Amaç ve Kapsam
Eski Kanun: Kanunun amacı; Türkiye Cumhuriyeti petrol kaynaklarının milli menfaatlere uygun, hızla, sürekli ve etkili aranmasını, geliştirilmesini ve değerlendirilmesini sağlamaktır.
Yeni Kanun: Kanunun amacı; Türkiye Cumhuriyeti petrol kaynaklarının milli menfaatlere uygun hızlı, sürekli ve etkili şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlamaktır.
Açıklama: 2007’de 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in dört veto gerekçesinden biri olan “milli menfaatlere uygun olarak” ifadesi aynen korundu. Ancak eski kanunda “milli menfaatlerin korunması” ilkesinin yasanın tüm maddelerine yedirilmiş bir kriter olduğunu savunan sendika yetkilileri, yeni kanunda bu ilkenin sadece amaç kısmında bırakılmasına tepkili.

2) Vergilendirme
Eski Kanun: Petrol hakkı sahiplerinin safi kazançları üzerinden ödemekle mükellef oldukları vergiler ve hissedarları adına yapmaları gereken gelir vergileri
tevkifatı toplamı yüzde 55’i geçemez.
Yeni Kanun: Eski kanun korundu.
Açıklama: Kanun hazırlanırken bu oranın yüzde 55’ten, yüzde 40’a düşürülmesi tepkiye neden olmuştu. Söz konusu madde Genel Kurul’da yüzde 55 olarak korundu. Sektör temsilcileri, ödenen vergilerin zaten yüzde 37.5 seviyelerinde olduğunu savunarak, oran değişikliğinin devlet açısından bir vergi geliri kaybına yol açmayacağını ancak çok uzun yıllar sürecek arama projeleri öncesinde yatırımcılara uzun vadede belli bir vergi üst limiti güvencesi verilmesinin, daha çok yatırım sağlayacağını savunmuştu.

3) TPAO’ya İlişkin Hükümler
Eski Kanun: Petrol ile ilgili; müsaade, arama ruhsatnamesi ve işletme ruhsatnamesi alma hakkı Devlet adına TPAO’ya aittir.
Yeni Kanun: İşletme hakkı süresi sona eren sahalar, işletme ruhsatı verilmek üzere, Bakan onayıyla müzayedeye çıkarılabilir. Ancak müzayedeye çıkılmadan önce Bakanlık bu sahayı işletme ruhsatı konusu olarak isteyip istemediğini süre tayini suretiyle yazacağı bir yazı ile TPAO’dan sorar. TPAO’nun talebi hâlinde saha müzayedeye çıkarılmaz. İşletme ruhsatı evvelce müzayedeye çıkarılmış bulunan bir işletme sahasının tamamı veya bir kısmı yine Bakan onayıyla müzayededen kaldırılabilir. İdari yaptırım sonucu iptal edilen işletme ruhsatının sahibi olan petrol hakkı sahibi veya sahipleri aynı işletme ruhsatında tekrar hak sahibi olamaz.
Açıklama: İlk metinde, “Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bir işletme sahası için müzayedeye çıkmadan önce bu sahayı isteyip istemediğini TPAO’ya sorar” şeklinde bir madde yer alıyordu. Örneğin yabancı bir petrol şirketinin işlettiği petrol sahasının ruhsat süresi dolduğunda, devlet önce TPAO’ya soracak, TPAO istemezse müzayedeye çıkılacak. Yani TPAO’nun ayrıcalığı korunmuş oldu.

4 ) Arama Ruhsatı SüreleriEski Kanun: Karalarda: 4 + 2 (kanuna riayet ve hüsnüniyet şartıyla) + 2 (keşif ihtimali ve teminat şartıyla) + 3 (keşif şartıyla), Denizlerde: Aynı süreler yüzde 50 oranda artırılabilir.
Yeni Kanun: Karalarda: 5 (iş ve yatırım programı şartıyla) + 2 (programın yerine getirilmesi, en az bir sondaj içeren ilave programın sunulması ve buna karşılık gelen yüzde 2 teminatın yatırılması şartıyla) + 2 (ilk uzatımdaki şartlarla) + 2 (keşif şartı); Denizlerde: Karadaki aynı şartlarla 8+3+3+2
Açıklama: Eski kanuna göre bir şirket yatırım yapmadan bir ruhsatı 8 yıl kapatma imkânına sahipti. Yeni kanunda ise ruhsat verilirken ve her bir süre uzatımında, iş ve yatırım programı, kuyu kazma zorunluluğu ile teminat altına alınıyor.

5) Yatırımda Öncelikli Yörelere Sağlanan TeşviklerYeni Kanun: Petrol hakkı sahiplerince yapılacak yatırımlara verilecek teşvikler Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
Açıklama: Petrol hakkı sahiplerine yatırım yaptıkları illerdeki diğer tüm yatırımlara verilen teşviklerden yararlanabilme imkânı sağlandı.
 
5.3 milyar dolarlık katma değer

PETFORM Başkanı Orhan Duran’ın paylaştığı bazı bilgiler ise şöyle:
Türkiye’de günlük 630 bin varile yakın ham petrol ihtiyacının sadece yüzde 7’sini, yılda 50 milyar metreküpe yaklaşan doğalgaz ihtiyacımızın ise sadece yüzde 2’sini yerli kaynaklarımızdan karşılayabiliyoruz.
Türk arama-üretim sektörü, bir yandan ithalatı 2 milyar 650 milyon dolara tekabül eden yerli üretim sayesinde düşürerek, diğer yandan milli hasılayı 2 milyar 650 milyon dolar arttırarak ülke ekonomisine 5.3 milyar dolar katma değer sağlıyor.

Özelleştirmenin somut izleri

PETROL-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, yeni kanun ile TPAO’nun bazı ayrıcalıklarının korunduğunu belirterek, “Ancak ‘Devlet adına arama ve işletme ruhsatı alma hakkı TPAO’ya aittir’ hükmü kaldırılarak, özelleştirilmesinin önü açıldı” diye konuştu. Enerji yönetimi bir süredir TPAO’nun THY modeli ile özelleştirileceğinin sinyallerini veriyordu. Bir sektör temsilcisi, “TPAO’nun halka arzda değeri artsın” mantığının da etkili olduğunu vurguladı.
'Milli park” çıkarıldı

KANUNUN 10. maddesinin beşinci fıkrasında “Orman Kanunu’na göre orman sayılan yerlerdeki ruhsat ve izin alanlarında, ilgili mevzuata göre izin almak ve
bedelleri ödenmek suretiyle petrol
arama ve işletme faaliyetleri yapılabilir” deniliyor. Kanun tasarısında milli parkların da petrol aramasına açılması öngörülüyordu. Ancak “milli parklardaki” ibaresi son dakika değişikliği
metinden çıkarıldı.